Sosyal Medyayı Sallayan UFO İddiasında Gerçek Ortaya Çıktı!

Sosyal Medyayı Sallayan UFO İddiasında Gerçek Ortaya Çıktı!

UFO görüntüleri dün akşam sosyal medyaya damga vurdu. 

Türkiye'nin değişik bölgelerinde "UFO'ların görüntüleri" diyerek yayınlanan fotoğraflar Twitter'da #ufoattacktoturkey etiketi ile birçok kullanıcıya ulaştı ve etiket kısa sürede ilk sıraya yerleşti.

Türkiye'nin bir çok farklı ilinden paylaşılan UFO görüntüleri dün akşam özellikle Twitter'da büyük ilgi uyandırdı. #ufoattacktoturkey etiketi altında paylaşılan görüntüler hızla yayılırken, UFO gerçeği gecenin ilerleyen saatlerinde belli oldu...


Dün gece Twitter’da #ufoattacktoturkey hashtag’i ile paylaşılan ‘UFO’ fotoğrafları, son günlerin en ağır trolleme kampanyası çıktı.

Pazar gecesi Twitter’da #ufoattacktoturkey hashtag’i altında Türkiye’nin çeşitli illerinde oturan kullanıcılar tarafından yapılan UFO paylaşımları, günün en çok konuşulan olaylarından bir tanesi oldu. Olayın arkasında ise iyi organize edilmiş bir trolleme kampanyasının olduğu ortaya çıktı.

Aşağıda atılan tweet’lerden de görebileceğiniz üzere 5 adet UFO benzeri cismin gökyüzünde oldukları görülüyor, fakat bu minik bir photoshop çalışmasından başka bir şey değil. Interrail Türkiye grubunun alt gruplarından bir tanesi olan GoygoyRail isimli grubun başlattığı trolleme çalışmasının amacı ise hashtag’in asparagas da olsa bir şekilde hem Türkiye hem de dünya listesinde TT olmasını sağlamak...




UFO görüntüleri Twitterda olay oldu..



Devamını Oku
Beyninizden Korkunun Silinmesi Artık Mümkün!

Beyninizden Korkunun Silinmesi Artık Mümkün!

Yeni geliştirilen bir yöntem sayesinde kişilerin beyinlerindeki korkular tespit ediliyor ve silinebiliyor.

Bilim insanları yapay zekanın da yardımını alarak kişilerin beynindeki korkuyu ortadan kaldırmanın yolunu bulduklarını açıkladılar. Bu yöntem, ilginç bir şekilde “ödül sistemi” ile çalışıyor.

Araştırmacılar, korkuyu beyinden silebilmek adına başlattıkları çalışmada ilk olarak, katılımcılara bilgisayar üzerinden belirli birkaç resim göstermişler. Resimlerden bazılarında katılımcılara hafif bir elektrik şoku verilmiş, böylece beyinlerinin o resimleri gördüklerinde elektrik şokunun geleceğini haber veren bir çeşit yapay korku geliştirmesi sağlanmış.


Bilim insanları, elektrik verildiği sırada hastaların beyinlerindeki değişimi yapay zeka kullanarak gözlemlemişler. Gözlemler sonucunda çarpılma korkusunun bulunduğu beyin kısmı tespit edilmiş ve ilerleyen çalışmalar bu beyin kısmının incelenmesiyle yürütülmüş.

Katılımcılar, yapay bir korkunun oluşturulması ve korkunun bulunduğu kısmın saptanmasının ardından tedavi aşamasında belirli bir miktar para almaya başlamışlar. Bilim insanları hastalara para verirken para miktarının onların beyin aktivitelerine göre ayarlandığını söylemiş, ancak daha fazla bilgi vermemişler. Ödül aldıkları için memnun olan katılımcılar, daha sonraki deneylerde elektrik şokunun geleceğinin habercisi olan resimleri gördüklerinde tepki vermemeye başlamışlar. Beyin taramalarının incelenmesiyle de yapay zekanın korkuyu saptadığı amigdala bölümünün hareketlilik göstermediği keşfedilmiş.

Araştırmacılar, ödüllendirme tekniği sayesinde beyni korkuya karşı tepkisizleştirmeyi başarmışlar ancak bu tekniğin yaygın bir şekilde kullanılabilmesi adına daha fazla çalışmanın yapılması gerekiyor.
Devamını Oku
İsrail’ de 3800 Yıllık ‘Düşünen Adam’ Heykelciği Bulundu

İsrail’ de 3800 Yıllık ‘Düşünen Adam’ Heykelciği Bulundu


İsrail Eski Eserler Bakanlığı, düşünceli ve şapka takmış küçük figürün, Tel Aviv’in doğusunda yer alan Yehud’daki son kazılarda keşfedildiğini söyledi.

Orta Bronz çağda yapılmış olan ve düşünceli bir şekilde oturarak elini çenesine dayamış figür, tıpkı Fransız heykeltıraş Auguste Rodin’in ünlü eseri Düşünen Adam’ı andırıyor. Fakat sadece 18 cm boyutundaki heykelcik, Rodin’in 20. yüzyılda yaptığı bronz eserden 10 kat daha küçük.

Bir kabın üstünde oturarak gözlerini dikmiş şekilde betimlenen heykelcik, 3800 yıl önce gömüldükten bir süre sonra parçalanmış.


Önce dönemin karakteristik özelliklerini yansıtan kabı hazırladıklarını daha sonra ise bu eşsiz figürü kaba eklediklerini belirten kazı başkanı Gilad Itach, buna benzer bir eserin daha önce İsrail’de bulunmadığını söylüyor.

Itach, “Yaklaşık 4.000 yıllık bu heykelciğin yaparken gösterilen hassasiyet derecesi ve ayrıntılara dikkat edilmesi son derece etkileyici. Kabın boyun kısmı, figürün üst kısmı için bir temel olarak kullanılmış. Daha sonra kollar, bacaklar ve surat eklenmiş.”

Kabın bulunduğu mezarda aynı zamanda başka kaplar, bıçaklar, ok uçları, balta başı ve koyun kemikleri bulundu. Arkeologlar tüm bunların, Kenan topluluğunun önde gelen bir üyesi için yapılmış cenaze törenine ait objeler olabileceğini düşünüyor.

Itach, “Eski dönemlerde ölen insanların diğer hayatta kullanabileceği eşyalarla gömülmesi bir gelenekti. Bildiğim kadarıyla, böyle benzersiz bir figürlü kabın da içinde bulunduğu zengin bir mezar İsrail’de daha önce hiç keşfedilmemişti.”

“Figürün kafası sanki düşünceli bir haldeymiş gibi eline yaslanmış. Bu figürü, kabı yapan kişi mi yoksa başka bir sanatçının mı yaptığı henüz kesin değil.”

Kaynak : arkeofili
Devamını Oku
Dünya’da En Son Mikroplar Kalacak

Dünya’da En Son Mikroplar Kalacak


Bilim insanları, dünyada hayatta kalacak en son canlıların yer altında yaşayan küçük organizmalar olacağını tahmin ediyor. Gezegenin milyarlarca yıl sonraki halini tahmin etmek için bilgisayar modeli kullanan araştırmacılara göre, Güneş giderek daha sıcak ve parlak hale geleceği için Güneş’teki bu değişikliklerin doğuracağı aşırı koşullarla sadece mikroplar baş edebilecek.

İskoçya’daki St. Andrews Üniversitesi’nden Jack O’Malley James, “Fazla oksijen kalmayacağı için, düşük ya da sıfır oksijenli, yüksek basınçlı ve okyanusların buharlaşması nedeniyle tuz oranı artan bir ortamda yaşamı sürdürmek gerekecek” dedi.

Kitlesel yok olma


Dünyada yaşam, Güneş’in geleceğine bağlı ve zamanla gezegenimiz giderek daha parlak hale gelecek. Bir milyar yıl sonra Güneş’ten gelen ısı o kadar yoğun olacak ki okyanuslar buharlaşmaya başlayacak. Bu noktaya ulaşıldığında atmosferde çok daha fazla su bulunacak ve su buharı sera etkisi yarattığı için gezegende sıcaklık bugünkünden 100 santigrat derece fazla olacak.

Isı artışı ve düşen oksijen seviyesi, bitkilerin ve büyük hayvanların hızla yok olmasına yol açacak.

‘Mikropların dünyası’


Bir süre sonra, olağanüstü çevre koşullarında (sıcak su kaynakları vb.) yaşayabilen organizmalar olarak tanımlanan ve extremophiles adı verilen bazı mikroplar dünyada kalan tek yaşam biçimi olacak. Dünyada bugün de varlık gösteren bu organizmalar en aşırı koşullarda bile yaşayabiliyor. Bilim insanları, milyarlarca yıl sonra dünyanın aşırı sıcak ve zehirli atmosferli çorak ortamında, bu canlıların, yerin derinliklerinde kalan son su damlalarının etrafında kümelenerek hayatta kalabileceğini düşünüyor.

Koşullar daha da kötüleştikçe bu organizmaların da ortadan kalkacağı ve 2,8 milyar yıl sonra Dünya’da yaşamın sona ereceği tahmin ediliyor. Araştırmacılar, gezegenimizde yaşamın ortaya çıkışını ve yok oluşunu incelemek suretiyle evrenin diğer bölgelerinde de yaşam ihtimali konusunda bilgi sahibi olmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Mikropların atmosferdeki gaz oranlarında küçük değişimlere yol açtığı ve bu yolla astronotların bir gün Dünya benzeri gezegenlerde onların varlığını tespit etmesinin mümkün olduğu kaydediliyor.

Kaynak: BBC
Devamını Oku
Kızıl Gezegende Uzaylılara Ait Araç İddiası

Kızıl Gezegende Uzaylılara Ait Araç İddiası




Kendisini ufolog olarak tanıtan ve zaman zaman dünya basınında haberleri çıkan Scott Waring, ortaya yeni bir iddia attı. NASA ve ESA gibi uzay ajanslarının çektiği fotoğrafları inceleyen Waring son olarak Mars'ta bir uzay aracı görüldüğünü ve bu aracın uzaylılara ait olduğunu iddia etti. Önemli yabancı sitelerde de yer alan açıklamalar binler tarafından takip edildi. Nitekim iddia ile ilgili paylaşılan video 3-4 gün içerisinde onbinler tarafından izlendi.



Waring'in incelediği bu fotoğraf 2000 yılında NASA'nın uzay aracı Mars Global Surveyor tarafından kaydedildi.



Konu hakkında her zaman olduğu gibi yine yorum yapmıyorum. Yorum siz değerli takipçilerimizin...

Devamını Oku
Bir İlk! Parlayan yıldızı en net TÜBİTAK yakaladı

Bir İlk! Parlayan yıldızı en net TÜBİTAK yakaladı


TÜBİTAK Başkanı Arif Ergi̇n, kurumun, Gaia16aye isimli yıldızdan maksimum ışığın geldiği anı en net yakalayan gözlemevi olduğunu söyledi.




Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Arif Ergi̇n, Avrupa Uzay Ajansının (ESA), Gaia Uydusu aracılığıyla ağustos ayında "Gaia16aye" isimli bir yıldızdaki parlaklık değişimini dünyaya açıkladığını belirterek, "TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin (TUG), coğrafi konum ve atmosferik koşullarının avantajını kullanarak, Gaia16aye isimli yıldızdan maksimum ışığın geldiği anı en net yakalayan gözlemevi oldu." dedi.

Ergin, AA muhabirine, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin (TUG), son dönemdeki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa Uzay Ajansının (ESA), Gaia Uydusu aracılığıyla ağustos ayında "Gaia16aye" isimli bir yıldızda parlaklık değişimi belirlediğini ve bunu dünyaya açıkladığını hatırlatan Ergin, yaklaşık 30 gözlemevinin teleskoplarıyla, söz konusu yıldızı 24 saat boyunca izlediklerini bildirdi.

Ergin, Gaia16aye yıldızındaki parlaklık değişiminin ne olduğunun anlaşılabilmesi için diğer gözlemevleri gibi TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin de 3 teleskobuyla, sıkı bir takip içine girdiğini anlattı. Şu ana kadar yapılan gözlemlerden ortaya çıkan ışık eğrisinin, bilinenlere uymadığına dikkati çeken Ergin, "Gözlemler arttıkça işin sırrı çözülmeye başladı. Işık eğrisinin şekli, Gaia16aye yıldızındaki parlaklık artışının nedeni, yıldızla gözlemci arasında görünmeyen, fakat uzayı büken bilinmeyen iki cisme işaret ediyor ve ikili mikro mercekleme olduğunu söylüyor. Bu da demektir ki teleskopla, yıldız arasında görünmeyen küçük kütleli, fakat çekimlerinin ışığı bükecek kadar güçlü olduğu anlaşılan iki cisim var." diye konuştu.

"TÜRKİYE ADRESİYLE DÜNYAYA DUYURULDU"

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin, coğrafi konum ve atmosferik koşullarının avantajını kullanarak, Gaia16aye yıldızından maksimum ışığın geldiği anı, en net yakalayan gözlemevi olduğunu vurgulayan Ergin, şimdilik yıldızı 2 kez büyüterek doğal büyüteç görevi gören bilinmeyen kaynağın varlığını, optik ışık üzerindeki etkisiyle anlayabildiklerini kaydetti. Gözlem bulgularının, Uluslararası Türk-Rus araştırma ekibince, "The Astronomer's Telegram" üzerinden 3 kez Türkiye adresiyle dünyaya duyurulduğunun altını çizen Ergin, kaynaktan dünyaya ulaşabilecek çekim dalgalarının da yapılacak hassas ölçümlerle gelecek yıllarda daha iyi görülebileceğini söyledi.

Ergin, uzmanların söz konusu yıldızdaki parlaklık değişiminin ne olduğuna dair tartıştığını belirterek, "Araştırmaların sonuçları, kozmolojik bilgi için önemli ve karanlık enerjinin anlaşılmasına da ışık tutacak. Gaia16aye ile bizim aramızdaki bu görünmeyen ve tanımlanamayan yıldız kütleli cisim, bir kara deliğin işareti olabilir, yakınında ikinci büyük bir cisim de olabilir. Nötron yıldızı içeren bir çift yıldız, Jüpiter gibi büyük kütleli gezegeni olan ikili bir sistem ya da karanlık madde için bir delil sayılabilir mi? Bunlardan hangisinin doğru olduğu devam eden gözlemlerden çıkarılacak." değerlendirmesinde bulundu.

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin, bu konudaki gözlemlerini sürdüreceğini dile getiren Ergin, "Bilinmeyen kaynağın doğasını ortaya çıkarmak için Einstein'ın uzay-zaman eğriliğinin teyidi özelliği taşıyan, türünün (mikro mercekleme) ilk örneği ve Samanyolu galaksimizde keşfedilen, büyük öneme sahip bu ikili mikro mercekleme olayının yakından takibini yapıyoruz." ifadesini kullandı.
Devamını Oku
Yay Burcunda Yeniay & Burçlara Etkileri (29 Kasım 2016)

Yay Burcunda Yeniay & Burçlara Etkileri (29 Kasım 2016)


29 Kasım 2016 Salı günü saat 15:17’de Yay burcunda Yeniay gerçekleşiyor. Ay ve Güneş kavuşumu; Neptün ve Ay Düğümleri T-kare apeksinde, 6. 12 ve 8. Ev yerleşiminde, Satürn yakınlarında gerçekleşiyor… Yeniay haritasında Asc noktasına yerleşen Uranüs, Plüto ve Jüpiter baskısı altında olan Venüs’le kare yapıyor. Yeniay etkilerini – ve + 3 gün boyunca güçlü bir şekilde hissedeceğiz. 


Güneş’ten aldığı ışıkla parlayan Ay, Güneş’le aynı düzleme geldiği YeniAy evresinde görünmez olur. Dolunay zamanlarının aksine, Yeniay zamanı dünyaya yayılan enerjiler çok daha sakin ve derinleştiricidir. Vadesi dolan, bitmesi gereken konular yeniaydan bir hafta önce yaşamımızda görünür olmaya başlar çünkü yeniay’la birlikte hayatımızda yepyeni bir döngü başlar. Bu süreçte iç gözlem yeteneğimizle birlikte ortaya çıkan farkındalık hali, yeni kararları ve yeni yollara girme cesaretini beraberinde getirir. 

2016 yılının ve son günlerin en büyük sınavını; bağımlılık haline getirdiğimiz duygusal alışkanlıklardan verdik ve vermeye devam ediyoruz. Tüm bunlarla mücadele hali devam ederken devreye giren Jüpiter ~ Plüto etkisi; adaletsizlikle sonuçlanan ve beklentilerimizi karşılamayan durumlara meydan okumamıza neden oluyor. Kendi öz merkezimizden uzaklaşarak varlığına ihtiyaç duyduğumuz, yoksunluğunu hissettiğimiz, kendimizi kurban etme derecesine geldiğimiz her durum hayal kırıklığıyla sonuçlanmaya devam edecek… 

Ta ki “kendimize” gelene kadar…

Bu YeniAy’da çok dikkatli olmamız gerekiyor çünkü hatalar yapmaya, gerçekleri görmezden gelmeye ve pembe gözlüklerle yola devam etmeye hayli açık olacağız. Bazı durumlarda ne kadar kontrollü olmaya çalışsakta sistem bu hataları yapmamıza izin verecek. Özellikle yeniay haftası belirsizlik, bulanıklık ve yönsüzlük hissine kolayca kapılabiliriz. Bu nedenle çok önemli karar ve başlangıçları ertelemenin daha doğru olacağını görüyoruz. 14 Aralık 2016 tarihinde gerçekleşen Dolunay’la birlikte tüm yanılsamalar; “Satürn” gerçekliğiyle karşımıza çıkacak… Aralık ayı boyunca şuan görmekten kaçtığımız pek çok şeyin doğrusunu hayat bize gösterecek… Ne kadar tedbirli ve kabulde olursak, o kadar az bedel öderiz…

Yay burcunun iyimser mizacıyla birlikte inançlarımız, hayallerimiz, bilgimiz ve misyonlarımız ön plana çıkıyor. Kendimize bir hedef belirleyebilir ve o hedefe inançla yürümek isteyebiliriz. Bunu yaparken sorumluluk bilinciyle hareket edebilir, geçmişte eksik bıraktığımız konularla karşılaşabiliriz. Bizde iz bırakan olayların bilinçaltımızda yarattığı korkular önemli bir sınav alanı olacak… Kişisel gelişime yönelmek, bilgilerimizi geliştirmek, okumak, araştırmak ve bilgi alışverişinde bulunarak öğrenmek bu korkuları şifalandırabilmemize yardım edecektir. 

Yeniay haritasının başrol oyuncusu Uranüs; sarsıcı ve uyandırıcı gerçeklere dokunacağımızı gösteriyor. İlişkilerde ve dostluklarda beklenilmeyeni beklemek, olaylar karşısında esnek ve değişime açık olmak gerekecek… Güneş Akrep geçişinde öğrendiğimiz yeniden doğma, değişim gereken durumlar da cesurca sıfırdan başlama, bu süreçte de yapmamız gereken şeyler olacak… Büyük enerji değişimlerinin yaşandığı bugünlerde; kişilere, olaylara takılmak yerine içinde bulunduğumuz başkalaşım sürecinin farkında yaşamalıyız…

Yürüdüğümüz yollar, geçtiğimiz insanlar, geride bıraktığımız anılar; kendimizden kendimize yaptığımız bir yolculuktur. Yol da gördüğümüz herşey, varmamız gereken noktaya ulaşabilmemiz için aracılık ediyor… Kendi derinlerinlerimizdeki hazineyi bularak ilerlediğimiz, muhteşem bir keşif olmasını dilerim…

Sevgiyle…

2017 yılına ilişkin danışmanlık almak, bireysel yaşamınızdaki süreçleri Astroloji ışığıyla aydınlatmak için miray.ertugrl@gmail.com’a yazabilir ve detaylı bilgi alabilirsiniz. 

Yeniay’ın Burcunuza Göre Etkileri

Koç; 

Kariyer hayatınız için gerekli olan bilgilerinizi geliştirmeye yönelik harekete geçebilir, eğitimlere ve kurslara katılabilirsiniz. Merak ettiğiniz soruların cevabını bulabilir, hayata olan bakış açınızda olumlu gelişmeler yaşayabilirsiniz. Yolculuklar ve seyahatler gündeme gelebilir. 

Boğa; 

Gizemini koruyan konularla ilgili yeni gerçekler öğrenebilir, kapattığınız eski defterleri gözden geçirebilir, geçmişinizle yüzleşebilirsiniz. Korkularınızın yükselebileceği bugünlerde, bilgilerinizi geliştirerek farkındalıklarınızı yükseltebilirsiniz. Maddi gelirlerinizi artırabileceğiniz yeni teklifler ve başlangıçlar gündeme gelebilir. 

İkizler; 

İlişkilerinizde keyifli ve hareketli bir dönem başlıyor. İlişkiye yönelik ihtiyaçlarınızı sorgulayabilirsiniz. Yeni insanlarla tanışabilir, yeni ortamlara girebilir, yeni bir aşka yelken açabilirsiniz. İlişkisi olan İkizler burçları geleceğe yönelik önemli tekliflerle karşılaşabilirler. Yeni deneyimler kazanma zamanı…

Yengeç; 

Çalışma ortamınızda ve günlük hayatınızda yeni teklifler ve başlangıçlar gündeme gelebilir. Yaşayacağınız değişimler, yeni tecrübeler kazanmanıza yardım edecektir. Ruhsal farkındalıklarınızın yükseleceği bu süreçte, merak ettiğiniz soruların cevabını bulabilirsiniz. Sağlığınıza özen göstermelisiniz.

Aslan; 

Aşk ve eğlence hayatınızda keyifli ve hareketli bir dönem başlıyor. Yeni aşk teklifleri alabilir, yeni bir ilişkiye adım atabilirsiniz. İlişkisi devam eden Aslanlar ilişkileriyle ilgili geleceğe yönelik önem kararlar alabilirler. Hobilerinize zaman ayırabilir, sanatsal becerilerinizi gösterebileceğiniz etkinlikler başlatabilirsiniz.

Başak; 

Bu günlerde sık sık düşündüğünüz, aklınızı meşgül eden konular; geçmişten getirdiğiniz alışkanlıklarınız olabilir. Bu yeniay, yüklerinizden arınmanıza ve işlevini kaybetmiş davranışlarınızı bırakmanıza yardım ediyor olacak. Kendinizi yorgun hissedebilir, evinizde vakit geçirmek isteyebilirsiniz. Ailenizle ilgili konular gündemde olacak.

Terazi; 

Uzun süredir merak ettiğiniz soruların cevabını bulabilir, olayları farklı bakış açılarıyla değerlendirebilirsiniz. Akraba ilişkileriniz ve kardeşinizin ihtiyaçları gündeme gelebilir. Kısa yolculuklar ve seyahatler gerçekleştirebilirsiniz. Düşünce ve fikirlerinizle dikkat çekeceğiniz bir süreç başlıyor.

Akrep;

Maddi kazançlarınızı artırabileceğiniz fırsatlar, yeteneklerinizi gösterebileceğiniz projeler gündeme gelebilir. İş arayan Akrepler keyifli gelişmelerle karşılaşabilirler. Değerlerinizi sorgulayacağınız bu süreçte, sahip olduklarınızı korumaya ve güvende hissetmeye önem verebilirsiniz. 

Yay; 

Geçmişi ve yaşadıklarınızı sorguladığınız bir dönem geride kalıyor ve hayatınızda yepyeni bir döngü başlıyor. Yaşamınızı yakından etkileyecek şanslı gelişmelerle ve tekliflerle karşılaşabilirsiniz. Ay boyunca yetenekleriniz herkes tarafından dikkat çekecek ve toplum önündeki imajınızı yükseltebilecek yeni sorumluluklar alacaksınız. 

Oğlak; 

Ruhsal ve manevi farkındalıklarınızın yüksek olacağı bu süreçte, kalabalık ortamlarda bulunmaktan ziyade kendi içinize dönme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Rüyalarınız, yaşadığınız olaylara ışık tutabilir. Geçmişte yaşadığınız ve anlamlandırmakta zorlandığınız konularla ilgili yeni gerçekler öğrenebilirsiniz. 

Kova; 

Umutlarınızın ve hayallerinizin ön planda olacağı bu süreçte, yeni insanlarla tanışabilir, yeni çevrelere girebilirsiniz. Sosyal etkinlikler ve kalabalık ortamlar gündemde olacaktır. Uzun süredir merak ettiğiniz soruların cevabını bulabilir, olaylara farklı perspektiflerden bakabilirsiniz. 

Balık; 

İş ve kariyer hayatınızda yeni başlangıçlar ve fırsatlar gündeme gelebilir. İş arayan Balıklar yeni tekliflerle karşılaşabilirler. İlişkilerde ve özel hayatınızda yaşayabileceğiniz olaylar, kendinizle yüzleşmenize aracılık edecektir. Olumsuz alışkanlıklarınıza veda etme zamanı…

Miray Ertuğrul

Kaynak:

Devamını Oku
Peru'da Uzaylılara Ait Olduğu İddia Edilen İskeletler Bulundu

Peru'da Uzaylılara Ait Olduğu İddia Edilen İskeletler Bulundu

Peru'nun güneyinde bir mağaranın derinliklerinde, uzaylılara ait olduğu öne sürülen bir çift iskelet bulundu.


UFO uzmanları dünya dışı canlılara benzediğini iddia ettikleri sıra dışı buluntuların tereddütsüz uzaylı iskeletleri olduğunu savundu.

PERU'NUN GÜNEYİNDEKİ ÇÖLLERDE BULUNDU

Yaklaşık 60 santimetre boyundaki bir canlıya ait olduğu düşünülen küçük kafatasları ve ince kemiklerin fotoğrafları yayınlandı. İskelet kalıntılarının Peru'nun güneyindeki çöllerde bulunduğu açıklandı. 'Hidden Inca Tours'tan Brian Foerster'ın heyecan uyandıran keşfi ve buluntuları araştırması uzaylı avcılarını mest etti.


''BİNLERCE YILDIR ORADALARMIŞ GİBİ GÖRÜNÜYOR''

Bir çift 'gri uzaylı'ya ait olduğu düşünülen iskelet parçalarından bir tanesinin 30 santimetre uzunluğunda olduğu ve şekil bütünlüğünü koruduğu açıklandı. İkinci kalıntının kafatası şeklinde bir uzaylı olduğu ve 60 santimetre uzunluğunda bulunduğu kaydedildi. Uzaylı avcısı Scott C. Waring, UFO Sightings Daily adlı blogundan tuhaf iskelet kalıntılarını paylaştı. Scott yazdığı yazıda: "Bedenleri binlerce yıldır oradaymış gibi görünüyor ve uzaylıya benziyorlar. Bunlar kısa boylu uzaylılar. Kısa boylu olmaları var olmadıkları anlamına gelmiyor. Dünyada yaşamış en kısa insan 55 santimetre boyundaydı. Var mıydı? Elbette vardı ve elbette uzaylılar da akıllı canlılar." satırlarını paylaştı.

Devamını Oku
Mısır’daki Devasa Timsah Mumyasında, Hiç Beklenmedik Bir Sürprizle Karşılaşıldı!

Mısır’daki Devasa Timsah Mumyasında, Hiç Beklenmedik Bir Sürprizle Karşılaşıldı!

Hollanda’daki Rijksmuseum Ulusal Müzesinin Antik Mısır eserleri koleksiyonunda bulunan dev timsah mumyasında, tek tek mumyalanmış timsah yavrularının bulunduğu belirtildi.

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’daki mumya üzerinde yapılan üç boyutlu tomografi çalışmaları incelendiğinde, içinden sargılar içinde bulunan iki timsah ve aynı şekilde timsah yavruları bulundu. Bu keşif, dünyada yalnızca birkaç örneğinin bulunması sebebiyle oldukça değerli bir gelişme olarak belirtiliyor.

Müzedeki Mısırbilimciler, farklı yaşlardaki timsahların aynı yerde mumyalanmasının, Antik Mısır’daki ‘ölümden sonra yaşam’ ve gençleşme inancına yapılmış bir gönderme olduğunu düşünüyorlar. Ortaya sunulan bir diğer ihtimalse o dönemlerde tanrılara adak olarak büyük boyutlu timsahların bulunmuyor olması. Zira mumyaya büyük boyutlu timsah görüntüsünün verilebilmesi için içine ahşap parçaları, keten kumaşlar, bitki kökleri ve ipler doldurulmuş.


Antik Mısırlılar, tanrılara duydukları saygıyı göstermek için birçok farklı türdeki hayvanları mumyalamışlardır. Mesela timsahlar, tanrı Sobek’e adanmışlar.

18 Kasım’dan itibaren ziyaretçilere açılan Mısır galerilerinde, 3 bin yıllık mumya üzerinde interaktif olarak otopsi yapılabiliyor. Bu sayede yaşları, fiziksel özellikleri ve mumyalama süreçleri hakkında geniş çaplı bilgilere ulaşılabiliyor.

Son olarak müzenin kuratörü, yapılan bu keşiflerle ilgili şunları söyledi: “Müze ziyaretçileri için bir araç olarak tasarladığımız bu proje üzerinde çalışmaya başladığımızda bilimsel bir keşif yapacağımızı beklemiyorduk. Mumya tarandığında ortaya çıkan timsah yavruları bizim için de büyük bir sürpriz oldu.”

Devamını Oku
Mars’ta Bulunan Silica Adındaki Cisim, Yaşamın Kanıtı Olabilir!

Mars’ta Bulunan Silica Adındaki Cisim, Yaşamın Kanıtı Olabilir!

Mars'ta bulunan Silica adlı cisim hakkında yayınlanan bir makale, bunun Antik bir yaşam formu barındırabileceğini ileri sürdü.

Antik dönemlerden kalma Silica adlı bir nesne, Mars’taki yaşamın kaynağı olabilir. Şanslıyız ki keşfetmek için araç gönderebiliyoruz. Arizona Devlet Üniversitesi’nin duyurduğu keşif, Mars’ta potansiyel “Biyolojik İmza”nın habercisi. Spirit isimli gezgin cihaz, Mars yüzeyinde bu cismi keşfetmiş, çıkarılan rapor “Journal Nature Communications”da yayınlanmıştı.


Alışılmışın dışındaki bu bulgular Mars ile ilgili bildiğimiz her şeyi yeniden düşünmeye itmişti. Silisolarak adlandırılan bu tortul yapılar, gezegenimizde özellikle kaplıca çevrelerinde olan kayaç yapıların bir benzeri. Keşif, Mars’ın ana düzlüğünde 3-4 milyar yıl önce oluşmuş bir yüzey olan Gusev Krateri bölgesinde yapıldı. Bu keşfe göre Mars, yaşamı destekleyebilecek bir gezegen olabilir. Peki bu bulgu neden önemli? Bu tarz doğa harikaları genelde yaşamın sinyali olabiliyor.


Yakın zamanda yayınlanan bir bilimsel makalede Arizona Devlet Üniversitesi profesörlerinden Steven W. Ruff ve Jack D. Farmer şöyle diyorlar: “Bu tarz kayaç yapının bir ortamda olması, mikropların yaşayabileceği uygun ortamı yaratmakta. Bu da bize antik yaşamın izlerini verebilir”. NASA’nın Spirit adlı gezgin aracı, diğer bir gezgin Opportunity’den birkaç ay sonra 2004 yılında Mars yüzeyine varmıştı. NASA şu anda Kızıl Gezegen’e 2020 yılında yeni bir gezgin araç göndermeyi planlıyor.
Devamını Oku
Ay’ı Oluşturan Kozmik Çarpışma Çok Daha İlginç Olabilir

Ay’ı Oluşturan Kozmik Çarpışma Çok Daha İlginç Olabilir

ay-i-olusturan-kozmik-carpisma-cok-daha-ilginc-olabilir-bizsiziz

Ay’ımız her zaman cevaplardan çok sorulara ilham kaynağı olmuştur. Karanlığın içinden kendini gösteren bu küre gece bekçiliğine ilk nasıl başladı? Bazı antik efsaneler Dünya ile Ay’ı karı-koca, bazıları kardeş olarak tarif eder. Başka bazıları onu ölülerin evi olarak değerlendirmiş, kimileri de tutulmalara ve gelgitlere derin anlamlar yüklemiştir. 80’li yıllarda astronomlar Ay’ın Dünya’nın yörüngesi tarafından “ele geçirildiğini” düşünüyorlardı. 2013 gibi yakın bir tarihte, bilim insanları Dünya’nın Ay’ı Venüs’ten çaldığı fikri etrafında dolanıyorlardı.

Yeni bir araştıma Ay’ın ortaya çıkışı ile ilgili modern efsanelerimizi yeniden yazıyor, zira araştırmacılar Dünya ile Ay’ın ilişkilerine nasıl başladığına dair yeni bir teori öne sürüyorlar. Buna göre, Güneş Sistemi’nin erken zamanlarında Dünya’yı neredeyse yok eden büyük bir çarpışma oldu ve birbirinin içine giren kütleler sonradan yoğunlaşarak evimizi ve uydumuz olan biricik gök cismini oluşturdu.

Ay sevdalıları için devasa bir kozmik parçalanma kulağa pek iddialı gelmeyebilir. Çünkü halen kabul gören teoriye göre, (Ay tanrıçası Selene’nin annesine atfen) Theia diye isimlendirilen Mars büyüklüğündeki varsayımsal bir genç gezegen Dünya’ya omuz atıp bir kısmını koparıyor. Buna uygun adlandırmayla “dev çarpma hipotezi”, ortaya çıkan uzay çöpü yığınının zaman içinde Ay’ı meydana getirdiğini dile getiriyor. Bu çarpma etkisi Dünya’nın dönme hızını 5 saatlik günlerden 24 saatlik günlere çekti.

Bu hipotezin bazı sorunları var. En büyüğü Apollo görevleriyle Ay’dan getirilen örneklerde yatıyor. Bu örnekler Dünya’daki kayalarla aynı, fakat Güneş Sistemi’ndeki diğer gök cisimlerinden farklı kimyasal özellik gösteriyor. Yani, Theia’nın yapısından büyük olasılıkla farklı. Eğer Theia Ay büyüklüğünde bir parçayı koparacak kadar Dünya’yı sıyırdıysa, Dünya göreceli olarak zarar görmemiş halde kalırken Ay’ın bu yabancı gezegenin kimyasal izinin bir kısmını taşıyor olması gerekirdi.

SETI enstitüsünden Matija Cuk’un ilk isim olduğu yazarlar grubu Nature dergisinde yeni yayımlanan çalışmalarında bu problemleri daha şık bir şekilde çözmeye giriştiler –çok da başarılı bir çıkışla. Bu ekibin bulgularına göre, Theia genç Dünya üzerinde gerçekten oldukça büyük bir etki yarattı. Sürtünüp geçmek veya ondan bir parça koparmak yerine, Theia aslında gezegenimizle kafa kafaya çarpıştı. Bu yüksek enerjili çarpışma gezegenimizin bir kısmını buharlaştırdı veya eritti, öyle ki Dünya Theia ile bütünleşti. Bu erimiş uzay enkazı zaman içinde, Dünya ve Ay dediğimiz, hemen hemen aynı iki gök cismini oluşturdu. Dünya, ekseni Güneş’i işaret edecek şekilde, 2 saatlik gün hızı ile başladı, zaman içinde yavaşladı, bu arada Ay kendisinden uzaklaştı.

Yeni teori, çarpmaya dayalı Ay açıklamasının getirdiği bir başka potansiyel probleme de açıklık getirebilir. Eğer Ay, Theia’nın darbe etkisiyle oluşmuş olsaydı, Dünya’nın ekvatoru etrafında dönmesi gerekirdi, oysa küçük bir açıyla dönüyor. Ama Dünya’nın önemli bir bölümünü buharlaştırmaya yetecek kadar güçlü ve kafa kafaya gelen çarpışma gezegenin yalpalamasına neden olmuş olabilir. Belki Ay erimiş Dünya’dan ayrıştıktan sonra gezegenimizin terk ettiği yalpalama pozisyonuna yerleşti.

Modern astronomlar kozmik arkadaşımızın doğuşu ve gelişimiyle ilgili olarak sürekli yeni fikirlerle ortaya çıkıyorlar, o yüzden bunun Ay’ın doğumu için son söz olmasını beklemeyelim. Ama şu var ki, en azından antik astronomların ucuz efsanelerinden bazılarını artık aşmış durumdayız.

Kaynak : popsci.com
Devamını Oku
Antarktika’da Bulunan Bu Piramit, Uzaylıların Kanıtı Olabilir!

Antarktika’da Bulunan Bu Piramit, Uzaylıların Kanıtı Olabilir!

anatartika-uzaylilar-piramitler-bizsiziz

Antarktika’da keşfedilen piramidal yapılar, YouTuber “Thirdphaseofmoon” tarafından uzaylıların kanıtı olarak nitelendiriliyor. Antarktika, 12 milyon yıl önce canlıların yaşadığı sıcak bir iklime sahipti.

Dünya ötesinde, uzayın o karanlık derinliğinin içinde bir yerlerde yaşamın olduğuna inanılıyor. Yalnızca sokaktan geçen adamın düşüncesi değil, aslında birçok bilim insanı ve akademisyen de buna inanıyor. Profesör Stephen Hawking, dünya dışı varlıklara inananların başında geliyor. Diyor ki: “Benim matematiksel beynim, uzaylıların gayet rasyonel varlıklar olduğunu düşünüyor. Esas mesele onların gerçekte nasıl olduklarını bulmak”.

Nasıl varlıklar oldukları kadar onları nerede bulacağımız da önemli. Yakın zamanda YoutTube’da paylaşılan bir videoda, bu soruya bir cevap niteliğinde fotoğraflar yayınlandı. Antarktika’daki piramidal yapı, tıpkı Mısır’daki Giza piramidi gibi. Giza piramidi milattan önce 2500 yılı civarında inşa edildi. Köle emeğiyle yapıldığı teorisi ortaya atılan piramitler, gayet karmaşık yapılar. Bu nedenle de başka bir açıklama getirenler, piramitlerin dünya dışı varlıklar tarafından inşa edildiğini ileri sürüyorlar.“Thirdphaseofmoon” isimli YouTuber, gönderisinde; ABD başkan yardımcısı John Kerry’nin Antarktika’ya gittiğini ve uzaylılarla temas kurduğunu ileri sürüyor. Birçok bilim insanı Antarktika’nın geçmiş milyon yıllarda çok çok sıcak bir yer olduğunu söylüyor. Bu nedenle orada bulunan bu piramidal yapılar, milyonlarca yıl önce yapılmış olabilirler. 2011’de yapılan bir çalışmada, 12 milyon yıl öncesine ait fosiller bulunmuştu.

Dr. Vanessa Bowman diyor ki; “100 milyon yıl önce Antarktika, tıpkı şimdiki Yeni Zellanda gibi yağmur ormanlarıyla kaplıydı”. Diğer bir teori ise Antarktika’daki bu yapıların birer yer şekli olduğu. Fakat değillerse, tüm tarih anlayışımızı değiştirecek bir şey. Küresel ısınmadan dolayı karlar eridikçe, belki de gerçeğe ulaşacağız!

Kaynak:webtekno

Devamını Oku
Yıldızların Nasıl Oluştuğunu Gözlemleyebilecek Kamera

Yıldızların Nasıl Oluştuğunu Gözlemleyebilecek Kamera

yildizlarin-nasil-olustugunu-gozlemleyebilecek-kamera-bizsiziz

Gökbilimciler, geliştirilmiş bir teleskop canavarı ile, Evren’in yıldızlararası gazı boyunca geniş açılı bir görünüm elde etmeyi tasarlıyorlar.

Massachusetts Üniversitesi, Amherst ve Arizona Eyalet Üniversitesi’ndeki gökbilimciler, TolTEC olarak adlandırılan dünyadaki en hassas milimetre-dalga boylu polarimetrik kamerayı geliştiriyorlar. Kamera, elektromanyetik spektrumda üç farklı bantta 7000 dedektör kullanacak. Kamera tamamlandığında, Meksika Puebla’da bulunan dünyanın en büyük yönetilebilir tek tabaklı milimetre-dalga boyu teleskobu olan ve 50 metre çapındaki Büyük Milimetre Teleskobu ile birleştirilecek.

Kombinasyon, bir kuyruklu yıldız çekirdeğinde neler olduğunu, yıldızlararası toz bulutlarının derinlerindeki yıldız oluşumunu ve galaksinin gelişimi ve evrimi de dahil olmak üzere, süreçlerin “çevresel bağlamı”nı anlamak için daha iyi donatılmış durumda olacak. Wilson, şu anki teleskop teknolojisinin (TolTEC’in birlikte çalışacağı Atacama Büyük Milimetre / altmilimetre Dizisi gibi) aynı bölgelerin ve süreçlerin detaylı olarak incelenmesi için daha yüksek çözünürlüğe sahip olduğunu söylüyor. Ancak bunlar, gökyüzünü geniş bağlamda göremiyorlar.

Bugün beş yıl sürecek olan gözlemler yapmak, bir haftadan biraz daha fazla bir süre alacak.
Massachusetts Üniversitesi’nde Amherst astronomi profesörü olan ve TolTEC ekibini yöneten Grant Wilson, “Bu, gökbilimcilerin, galaksilerin geliştiği büyük ölçekli yapı, yıldız patlamalarının oluştuğu galaktik ortam ya da yıldızların oluşturduğu filamentli gaz kompleksleri gibi, detaylı astrofiziğin yer aldığı ortamı görmelerine izin verecek,” diyor.

Gökyüzünü haritalamada, tek başına LMT’den 100 kat daha hızlı olacak ve bugün beş yıl sürecek olan gözlemleri gerçekleştirmek, bir haftadan biraz fazla sürecek. ASU yayınına göre, 2018 yılında tamamlandığında, yüzlerce derece kareyi kapsayan, iki yıllık üç büyük gökyüzü inceleme programına başlayacak. Buldukları şeyler herkese açık olacak, bu nedenle birkaç yıl içinde #GüzelUzayFotoğrafları etiketini patlatmaya hazırlanın.

Kaynak :popsci
Devamını Oku
Milli Eğitim Etkinliğindeki İlginç Görüntü UFO Tartışmalarını Alevlendirdi

Milli Eğitim Etkinliğindeki İlginç Görüntü UFO Tartışmalarını Alevlendirdi

Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün resmi internet sitesinde yayımlanan bir fotoğraf karesindeki cisim, 'Ufo' tartışmasına neden oldu.


22 Kasım'da Orman İşletme Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen etkinlikte, Toprakkale İlçesi Tüysüz Beldesi E90 otoyolu çevresindeki boş arazide, kızılçam, defne ve çınar fidanları toprakla buluşturuldu. 

Etkinlikte çekilen 37 fotoğraf karesi www.osmaniye.meb.gov.tr resmi internet sitesinde yayımlandı. 

Bunlardan 7 nolu karenin sağ üst köşesinde beliren cismi fark edenler UFO heyecanı yaşadı. 

Genellikle 'dünya dışı yaşam taşıdığı iddia edilen gizemli nesne' olarak bilinen UFO benzeri görüntü, 'Uzaylılar Osmaniye'yi de ziyaret etmiş' esprisine neden oldu.


Devamını Oku
Mars'tan Gelen Görüntü UFO Meraklılarını Heyecanlandırdı

Mars'tan Gelen Görüntü UFO Meraklılarını Heyecanlandırdı


NASA'nın Mars gezegeninde bulunan keşif aracı Curiosity'nin çektiği görüntüler, UFO meraklılarını heyecanlandırdı.

Curiosity tarafından dün gönderilen ve Youtube'a yüklenen görüntülerde 'tuğla duvar' kalıntıları bulunduğu iddia edildi. Görüntüler kısa sürede yayıldı ve meraklıları tarafından çok sayıda yorum aldı.

Mars'tan Gelen Görüntü UFO Meraklılarını Heyecanlandırdı

'BASİT VE MÜKEMMEL'

Ünlü 'UFO avcılarından' Scott Waring de videoyu kendi sitesi olan UFOsightingsdaily.com'da paylaştı. Waring görüntüleri 'basit ve mükemmel' olarak tanımladı. Ancak videoyu izleyenler, görüntülerin bir tuğla duvara ait olduğuna ikna olmuş değil.Görüntülere yorum yapan bir kullanıcı, duvar iddiasını 'aptalca' olarak tanımladı. Bir başka kullanıcı ise görüntülerin 'sahte' olduğunu iddia etti.

Devamını Oku
Mısır’da Yeni Bir Antik Kent Bulundu

Mısır’da Yeni Bir Antik Kent Bulundu

misirda-turizmi-canlandiracak-yeni-bir-antik-kent-bulundu-bizsiziz-com

Mısır’da arkeologlar, 5 bin yıldan daha eskiye dayandığını düşündükleri bir antik kent buldu.

Yapılan kazılarda; evlere, araç gereçlere, çömleklere ve devasa mezarlara da rastlandı.

Keşfedilen antik şehir Nil Nehri boyunca uzanıyor.

Şehir, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olarak adlandırılan Luksor şehri ile Antik Mısır’ın en eski kentlerinden biri olan Abidos’a da yakın.

Arkeologlar, burada bulunan 15 büyük mezarın kutsal kent Abidos’ta bulunan kral mezarlarından bile daha büyük olduğunu söylüyor.

Ayrıca mezarların büyüklüğünün, yüksek sosyal statüye sahip kişilere ait olduklarını da gösterdiği düşünülüyor.

Kentin önemli devlet yetkilileri ve lahit inşa edenlere ev sahipliği yaptığı ve erken dönem antik Mısır zamanları boyunca geliştirilmiş olabileceği kanısı hakim.

Mısır Antik Eserler Bakanı Mahmoud Afifi yağtığı açıklamada “Bu keşif Abidos’un tarihine ilişkin birçok bilgiye ışık tutabilir” dedi.

Hükümet, bu keşifle birlikte ülkede 2011’de Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden bu yana durgun olan turizmin de canlanmasını ümit ediyor .


Kaynak: http://www.bbc.com/
Devamını Oku
Samanyolu Galaksisi - Andromeda Galaksisi Çarpışması

Samanyolu Galaksisi - Andromeda Galaksisi Çarpışması




Geçtiğimiz yıllara kadar kesin bilgiler olmamakla beraber içinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi ile Andromeda Galaksisi'nin çarpışacağı düşünülmekteydi. Bununla beraber Hubble'ın 2000'li yıllardaki çalışmaları bu iki galaksinin çarpışacağı sonucunun çıkmasına neden oldu. Bilim insanları bu çarpışmanın 4 milyar yıl içinde gerçekleşeceğini öngörmekte. Birçok kez bu çarpışma bilgisayar ortamında simülasyon olarak da görselleştirildi. (alt bölümde izleyebilirsiniz) 



Tabi bunların yaşandığı zamanlarda Dünya çoktan yaşanmaz bir hal almış olacak. Nitekim Güneş'in parlaklığını arttırması yaklaşık 1.4 milyar yıl sonra Dünya'yı yaşanmaz derecede kurak bir hale sokacak. Kim bilir belki de insanoğlu bu çarpışmayı çok çok uzaklardan, başka bir galaksinin uzak bir köşesinden izleyebilecek.

Devamını Oku
50 Yıl Önce Kaybolan Uydudan Sinyal Gelmeye Başladı!

50 Yıl Önce Kaybolan Uydudan Sinyal Gelmeye Başladı!

Amatör astronomlar tarafından alınan sinyallerin, 50 yıl önce kaybolan LES1 isimli uzay gemisine ait olduğu belirlendi. LES1, yeniden Dünya'ya sinyal göndermeye başladı!

50 yıl önce uzayın derinliklerinde kaybolan LES1 isimli uydudan sinyal alınmaya başlandı. 1967yılında kayıplara karışan ve bir daha haber alınamayan uyduyu, amatör astronomlar buldu.

İngiliz radyo astronomu Phil Williams, uydudan ilk sinyal alan kişi. Kendisi gibi amatör astronom olan arkadaşları ile uzayı dinlerken, aldıkları mesajla şok oldular. Williams, “sanki benimle konuşan bir hayaletti” dedi. İlk önce uzaylılarla konuştuğunu düşünen Williams, sonrasında diğer ihtimalleri düşünmüş.


Büyük olasılıkla donanımında sorunlar meydana gelmiş uydunun, veri transfer eden kısmı aktifleşmiş olması seçenekler arasında. Makine güneş panellerine ışık geldiği için enerjisini yenilemiş ve tekrar, mesajlaşma birimini çalıştırmış olabilir.

LES1 Cape Canaveral’den 11 Şubat 1965’te fırlatılmak istenmiş fakat, 1967’de görevini tamamlayamayarak kontrol dışına çıkmıştı.
Devamını Oku
Güneş Etrafında UFO Gözlemlendi

Güneş Etrafında UFO Gözlemlendi



NASA'nın Stereo Science Centre isimli internet sayfasında yayınlanan görüntülerde Güneş etrafında UFO'lar gözlemlendi. Görüntülere bakılırsa Dünya'ya göre devasa olan Güneş'in yakınında gezinen cisimlerin oldukça büyük olduğunu tahmin etmek zor değil.

Yapılan değerlendirmelere göre, kameraların çok ışık alması bazen görüntülerde bozukluklara neden olabiliyor. UFO olarak adlandırılan cisimler aslında bu bozukluklar olabilir. Bir diğer görüş ise üst üste binen kamera görüntüleri esnasında meydana gelen bir bozukluk. Yine de karar sizin :)
Devamını Oku
Mars’ta Devasa Büyüklükte Bir Buzul Bulundu!

Mars’ta Devasa Büyüklükte Bir Buzul Bulundu!

NASA, Van Gölü’nün 100 katı, ABD’nin ise en büyük gölüyle aynı büyüklüğe sahip bir buzul yatağı tespit etti.

Liderliğini Texas Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı bir ekip, NASA’nın Mars Yörünge Kaşifi’ne ait verilerini kullanarak Kızıl Gezegen’de büyük bir buzul yatağının olduğunu tespit etti.


Jeofizik Araştırma Yazıları tarafından hazırlanan raporda, Mars’ın Utopia Planitia bölgesinde, 375 bin kilometrekarelik bir alana yayılmış buz tabakasının keşfedildiği duyuruldu. NASA’nın Kaliforniya’daki Jet Propulsion Laboratuvarı’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, buzul alanın çapının 3300 kilometre uzunluğunda olduğu belirtildi. Buzul, ABD’nin en büyük gölü olan Superior ile aynı boyutta.

Keşif, NASA’nın uzay aracının radarı tarafından gerçekleştirildi. Bilim insanları, Mars’ın tarihi ve gelecekteki olası su kaynaklarının belirlenmesi açısından keşfin çok çok önemli olduğunu belirtti.

Mars'ta çok zamandır yapılan araştırmalarda suyun ve buzun varlığına dair deliller ortaya konmuştu. Ancak bilim insanları Mars Reconnaissance Orbiter (Mars Yörünge Kaşifi) uzay aracının verilerini kullanarak ABD'nin en büyük gölü olan Superior gölünden daha büyük bir buz kütlesi keşfetti. 

Keşfi Austin kentindeki Texas Üniversitesi bilim insanlarından oluşan bir ekip yaptı. Daha sonra Amerikan Jeofizik Birliği'nin yayınladığı raporda, Mars'ın Utopia Planitia bölgesindeki buz kütlesinin 375 bin kilometrekare olduğu belirtildi. NASA'nın Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü Jet Propulsion Laboratuvarı'nın internet sitesinde de paralel olarak buzulun çapının 3 bin 300 km olduğu açıklandı.

Karşılaştırma yapabilmeniz için Superior Gölü'nün fotoğrafını aşağıda paylaşıyoruz...

Devamını Oku
Gökyüzünden Yeryüzüne… / 24 Kasım 2016

Gökyüzünden Yeryüzüne… / 24 Kasım 2016


Ay Terazi burcunda ilerliyor. Bugün ve yarın ilişkilerimiz ve ilişkiye yönelik ihtiyaçlarımız ön planda olacaktır. İlişki kurma tarzımızda ve mevcut ilişkilerimizde önemli değişimler yaşayacağız. En başta kendimizle olan ilişkimiz değişecek… Son günlerde korkulu, kaygılı ve aşırı tutkulu hissetme nedenimiz de bu değişim zamanının gelmesinden kaynaklanıyor… 

İki yol var önümüzde… Birinci yol olayları güç savaşına dönüştürmek ve dış çevreyi kötüleyerek büyük yıkımlar yaşamak… İkinci yol ise değişimin gerekliliğini kabul ederek bu değişimleri bilinçli olarak gerçekleştirmek… Gördüğümüz her insan ve yargıladığımız her olay; içimizde açığa çıkan korkulara aynalık edecek… Herşeyi kontrol etmeye çalışmak en büyük sınavımız olacak ve teslimiyette kalmanın önemini fark edeceğiz… 

Takıntı haline gelen duygularımızı dönüştürmek, geçmişi affederek yeniye yer açmak bugünlerde daha kolay olacak… Karanlık duyguların, korkuların ve hırsların en çok kendimize zarar verdiğini görerek; kendi merkezimizde kalmayı seçmeliyiz. Odak noktamız kendimiz olduğunda; ihtiyaç duyduğumuz sevgi ve enerji; ruhumuzun ve özümüzün derinlerinden akmaya başlayacak ve tüm hayatımız ışıkla dolacak…

Gün boyunca yapmak istediğimiz şeyleri hayata geçirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi kolaylıkla bulabileceğiz ve hareketli bir gün geçireceğiz. Sosyal aktiviteler, arkadaş grupları, keyifli sohbetler ön plana çıkabilir. Gökyüzündeki stresli etkileri pozitife dönüştürebilme gücünü Jüpiter desteğiyle birlikte hissedeceğiz…

Hayatımıza giren bütün öğretmenlerin, eğitimci olmasa da deneyim ve derslerle bilgelik kazanmamıza yardımcı olan rehberlerimizin öğretmenler gününü kutlarım… 

Sevgiyle…

Miray Ertuğrul
Devamını Oku
Gökyüzünden Yeryüzüne… / 23 Kasım 2016

Gökyüzünden Yeryüzüne… / 23 Kasım 2016


Ay, Başak burcunun son derecelerinde ilerliyor. Zihnimiz aktif bir şekilde çalışarak detaylara odaklanabilir ve mükemmelliyetçi yaklaşımlar sergileyebiliriz. Günün ilk saatlerinde duygusal konularda hassasiyet göstermeye açık olacağız. Gün boyunca Ay ve Güneş’in boşlukta olması; yönsüzlük hissetmemize, işlerimizi tamamlarken gecikmelerle karşılaşmamıza neden olabilir. Günlük hayatımızda düzenlemeler yapmak, yarım kalan işleri bitirmek ve önemli konuları yarına ertelemek verimli olacaktır. Gecenin ilerleyen saatlerinde Ay Terazi burcuna giriş yapıyor ve ilişkiler, önemli görüşmeler ön plana çıkmaya hazırlanıyor.

Cuma günü gerçekleşmesi kesinleşen Venüs ~ Plüto kavuşumu; kendine en kuytu köşede yer edinmiş kıskançlık duygularımızı, ilişkilerle ilgili korkularımızı ve bastırdığımız daha pek çok duygu ve korkuyu açığa çıkarıyor. 

Geçmişte yaşadığımız ilişkileri ve geride bıraktığımız kişileri hatırlamak; takıntılı duygularımızı görmek ve şifalandırmak için bir şans veriyor olacak. Karşı tarafa baskı uygulamak ya da manipüle etmek yerine; kendimizde değişmesi gereken yönlerimizi farketmeliyiz. Yapacağımız bu değişimler ilk etapta kolay olmasa da; yüklerimizden arınarak kalıcı dönüşümler yaşamamıza yardımcı olacaktır… Karşı taraftan görmek istediğimiz sevgi ve saygıyı, önce kendimize vermeliyiz…

İçimizdeki öz sevginin tüm alanımıza ışıkla yansımasını dilerim…

Sevgiyle...

Miray Ertuğrul
Devamını Oku